Salı, Eylül 25, 2007

Severim


Severim dedi kadın,
Kırık kalbinin kırıntılarını toplarken.
Sevmeyi severim önce,
Ayırt etmeden delicesine.
Doğanın sunduğu nimetleri,
Açan bir gülün üstündeki çiğ tanesini.

Sevilmeyi severim dedi kadın.
Çıkarsız ilişkilerdir sevgide favorim.
Bıçak darbesi olmadan sırtında,
Yaşam aksın gitsin isterim,
Doludizgin doyasıya.

Görmeyi severim dedi kadın.
Bir bebeğin iç yeşerten gülüşünü,
İnsanın insana sunduğu hoşgörüyü,
Kabuğunu kırmaya çalışan kuşun,
Dünyaya ilk tebessümünü.

Umut etmeyi severim dedi kadın,
Hayal kurmanın tadı damağından gitmeden.
Gümüş tepside sunulmasa bile,
Sevgiliden alınan bir demet kır çiçeği,
Sevgilerin en güzeli.

Yazan ve Çizen: Sammy

Çarşamba, Eylül 19, 2007

Geriye Ne Kaldı Ki!

Önündeki boş kağıda bakıp durdu saatlerce. Yazmak istedikleri beyninin odalarında uçuşuyor ama bir türlü kelimelere dökülemiyordu. Geçirdiği kazanın etkisiyle sol elini kullanmakta zorlandığı için daktilo ile yazmak da zülüm olmuştu. Bir yardımcı mı almalıydı acaba? Ama en son gelen kadınla da anlaşamamış, Onu da çileden çıkarmıştı. Bu koca evde makinesi ve kağıtları ile baş başa kalmıştı sonunda.

“Babaaaaaaa dikkattttt etttttttttt!!!”

Her sabah kan ter içinde aynı kabusla uyanıyordu o günden beri. Uyumak denebilirse yataktaki boğuşmalarına. Hep bu ses, bu kelimeler.

İsteksizce kalktı yatağından. Sessiz ve kasvetli evde dünden farksız bir gün başlamıştı yine. Masanın üstündeki viski şişesinden bir yudum içerken, bu sert içkinin önce boğazını sonra midesini yakışını hissetti. Ama mutlu oldu yaşadığı duygudan. Yaksın, delsin, onu bu dünyadan çekip alsın istiyordu. Canı yanmalıydı. Kendince eziyet çektiriyordu bedenine. Suçluydu çünkü. Yaptığı affedilmezdi.

İçkinin de etkisiyle eski günleri hatırladı yeniden. Sanki aklından hiç çıkıyormuş gibi. Değerini bilmediği güzel, mutlu, huzurlu günlerini. Çocukları vardı, eşi ve dostları. Küçük bir hata ile bozmuştu bu güzel tabloyu.

Tam o an kapı çalındı. Gelen postacı idi. Yayınevi yeni kitabını göndermişti. Postacı sert mi bakmıştı kendisine? O da biliyor muydu yoksa olanları? Suçluluğu okunuyor muydu yüzünden? Tüm bu karmaşık duygular ile paketi alıp, kapattı hemen kapıyı. Bayağı zaman geçmişti bu kitabı kaleme alalı. Ama o kazadan sonra uzun süre hastanede yattığı için gönderememişti yayınevi kendisine. Bu güne kısmetti demek.

“Beni Hayata Bağlayan!”

Kendi yaşam hikayesini anlattığı bir anı kitabıydı bu. Eşi ve çocukları vardı kitabın sayfalarında. Onlarla yaşadıkları yer alıyordu kelime aralarında. Adı takıldı gözüne. “Beni Hayata Bağlayan” Ne kaldı ki diye düşündü. Hayata bağlayan ne var ne yok hepsini silip atmıştı.

O kavşağa girerken cep telefonu ile konuşmanın cezasını ömür boyu taşıyacaktı omuzlarında. Kapat demişti eşi, dinlememişti. Karşıdan gelen kamyonun selektörleri de fayda etmemişti.

Hastanede açmıştı gözlerini. Tek kurtulan oydu o feci kazadan. Sevdikleri olay yerinde hayattan kopup gitmişti. Kızının sesi çınlıyordu yine kulaklarında;

“Babaaaaaaa dikkattttt etttttttttt!!!”

Edememişti işte. Yapabilirim sanmıştı. Yapamamıştı. Kendine olan aşırı güvenin cezasını ömür boyu omuzlarında taşıyacaktı.

Viskisinden bir yudum alarak tekrar geçti daktilosunun başına. Sevdiklerine içindekileri dökmek, özür dilemek, günah çıkarmak istiyordu. Onu affedebilirler miydi acaba? Affetseler ne olurdu ki zamanı geriye döndüremedikten sonra.

Son kitabı olacaktı bu. Elinin acısını hissetmeden bastı tuşlarına makinenin;

“Geriye Ne Kaldı Ki!”

Yazan ve Çizen :Sammy

Perşembe, Eylül 13, 2007

Deniz Kabukları


Bu deniz kabuklarını çok sevdiğim bir aile dostumuzun balkonunda görünce bayılmıştım. Hemen bu güzel görüntüyü belgelemek istedim. Tabi bu resmimi çekerken deniz kabukları ile ilgili biraz bilgi edinmenin bir sakıncası olmazdı. Sizlerle de paylaşmak istiyorum:

"Denizaltının tam olarak keşfedilmemiş çok renkli dünyasında, balıklar ve mercanların yanı sıra, gizemli şekilleri, renkleri ve yaşam biçimleriyle deniz kabukları birer mücevher gibi yer alır. Çoğu insanın sadece deniz kıyısında dolaşırken veya yaz tatili için kıyı bölgelerine gittiği zaman gördüğü, kumsaldan toplayıp evinin bir köşesinde süs eşyası olarak kullandığı bildik deniz kabuklarından başka, az bilinen ve insanı hayretler içerisine düşürecek güzellikte binlerce çeşit deniz kabuğu daha var. İstiridye kabukları içinde küçücük bir kum tanesinin gösterişli bir inci haline gelmesi veya birbirinden farklı iki tür deniz minaresinin yan yana gelişi, farklı güzellikler ve şaşırtıcı zariflikler yaratır. Çeşitleri yüz bini bulan deniz kabuklarının bazıları hoşa giden renk ve zarafetlerinden ötürü eski devirlerde para yerine kullanıldığı gibi, günümüzde de pek çok evde süs eşyası olarak en hatırlı köşelere oturtulur.
TILSIMLI KABUKLAR
Deniz kabuklarının bir başka özelliği ise bilinen en eski büyülerde kullanılması. Kabuklarla tılsım yapmanın binlerce yıl öncesine dayanan bir tarihi var. Deniz kabuklarını her dönemde pek çok konu ile ilişkilendirebilen insanoğlu, onu hem nazara karşı koruyucu, hem de doğurganlığı temsil eden bir sembol olarak kullanmış. Kabukların güçlü bir doğurganlık sembolü olarak düşünülmesi nedeniyle, doğum sancıları ve kısırlığa karşı yaygın olarak kullanıldığı da biliniyor. Araştırdıkça, deniz kabuklarının sadece basit bir güzellikten ibaret olmadığı, her birinin mücevher değerinde ve hassasiyetinde olduğu ortaya çıkıyor. Malakoloji adı verilen kabuklu canlılar bilim dalında yapılan araştırmalarla literatüre her gün yeni türler ekleniyor. Deniz kabukluları, formlarına göre ana ve alt familyalar olarak sınıflandırılıyor. Tek parçadan oluşan ‘Gastropod’lar familyası, yüzde 80’lik oranı ile en kalabalık familya. Bunu yüzde 18 ile çift kapaklı ‘Bivalvia’lar izliyor. Dünyanın en güzel ve değişik kabuklarının Hint-Pasifik Okyanusu bölgesindeki denizlerden çıktığı biliniyor. Erişilmesi güç derinlikteki kabukların toplanması için farklı yöntemler kullanılıyor.Deniz kabuklarının saklanmasında dikkat edilecek en önemli nokta, kabukların doğrudan güneş ışığı almayacak ve tozlanmayacak yerlerde muhafaza edilmesi.

PAHALI BİR HOBİ
Deniz kabuğu koleksiyonculuğu özellikle Amerika’da yaygın. Birçok kulüp ve dernek bu dalda faaliyet gösteriyor.İnternet yoluyla yapılan açık artırmalarda 40 dolardan 3500 dolara kadar değişen fiyatlarla alım satımı yapılan deniz kabukları, artık bir hobi. Türkiye’de de dünya denizlerinden toplanan çeşitli kabuklara koleksiyonunda yer veren meraklılarla bu hobi yaygınlaşıyor. Kabuk koleksiyonerlerinden birisi de Fikret Özer. Deniz kabuğu merakının yıllar önce Bodrum Kalesi önündeki bir satıcıdan aldığı ‘Tridacna Squamosa’ türü bir kabukla başladığını belirten Özer, altı yıldır topladığı deniz kabukları ile bugün 3 bin türün üzerinde parçaya sahip bir koleksiyoner. Deniz kabuğu hobisini giderek bir iş haline getiren Oğuz Oral da Türkiye’de profesyonel anlamda deniz kabuğu ticareti yapan önemli bir isim."
Sevgiler.
Sammy
Kaynak: Skylife - Aralık 2003

Çarşamba, Eylül 12, 2007

Portulaca Grandıflora (Kedi Tırnağı, İpek Çiçeği, Yaz Çiçeği)


Fotoğraf çekmek benim büyük keyif aldığım hobilerimden. Ama daha bu yolun çok başındayım. Kendimi bu konuda geliştirmek adına çalışmalara başladım boş zamanlarımda. Fotoğraf makinamı tanımaya çalışıyor ve digital fotoğraf çekimleri hakkında bilgi ediniyorum, püf noktalarını öğreniyorum.
Bu resim de rengine ve parlak görüntüsüne bayıldığım bir bahçe çiçeğine ait. Adının Sevgili arkadaşım Neşeli'nin de yardımı ile "Kedi Tırnağı" olduğunu öğrendiğim bu güzel çiçek hakkında ufak bilgi de vermek istiyorum sizlere:
- Mevsimlik bir bitki.
- Tohumla üretiliyor.
- Yaprakları almaçlı, silindirik-damla uçlu ve tüylü.
- 4-6 taç yapraktan oluşan gül gibi çiçeklere sahip.
- Kırmızı, pembe, turuncu, sarı, beyaz renklerinde açanları vardır.
- Dallar ya yayılarak ya da dikine büyüyor
- Çiçek açtıktan sonra 3-5 mm çapındaki tohum keselerinden bol miktarda tohum elde edilebiliyor.
- Kuraklığa dayanabiliyor, fakir, çakıllı, kumlu her türlü toprakta yetişebiliyor.
- Güneşi seviyor, arada bir sulamak yeterli oluyor. 35 cm’ye kadar uzuyor.
- Arsız bir çiçek, bir kez ektiniz mi sonraki yıllarda hep çıkıyor.
-Yazın çiçekleniyor. Söküldüğü zaman bile kendi tohumlarını döktüğü için ertesi sene kendiliğinden yeniden çıkıyor.
- Brezilya kökenli bir bitki.
Farklı konularda bilgi edinmek, yeni şeyler öğrenmek her zaman mutlu etmiştir beni. Mutluyum yine. Umarım siz de öylesinizdir.
Sevgiler.
Sammy