Perşembe, Ağustos 30, 2007

Hoşgeldin Bebeğim


Etrafa yayılan mis kokunun onda yarattığı sarhoşluğun etkisiyle midir nedir gözlerini açamıyordu bir türlü. Odadaki kişilerin sesleri kulağını tırmalasa da neler konuşuluyor anlamıyordu. Ama teninde hissettiği bu yumuşaklığı fark etmemesi olanaksızdı. Zihninin vagonları onu uzun bir yolculuğa çıkardı o an. Zaman tünelinden koşar adımlarla geçti. O heyecanı duyduğu ilk dakikalardaydı şimdi.

-“Tebrik ederim hamilesiniz!”

Yanlış mıydı duydukları, yoksa çölde serap görmek gibi o da duymak istediklerini mi işitiyordu. Uzun zamandır beklediği bu anı yaşadığına şimdi inanamıyordu. 15 yıl dile kolay! Odadan çıkarken karşılaştığı her kişiye söylemek istemişti.

-“Benim de bir bebeğim olacak. Duydunuz mu? Benim de!”

Dışarıda yağan sağanak yağmur hiç böyle güzel görünmemişti gözüne. Ellerini açarak tüm damlaları tutmak, havayı içine çekmek, yaşama sevincini doya doya hissetmek istiyordu. Koşar adımlarla evine doğru ilerlerken eşine bu güzel haberi nasıl vereceğini düşündü.

- “Merhaba!”

İrkildi bu sesle. Odadaydı yine, bebeği yanında değildi. Ama mis kokusu hala havada dolaşıyordu. Doktoruydu gelen. Ağrılarının olup olmadığını soruyordu genç kadın. Ağrı mı? Olsa ne yazardı ki. Ona hayatının en güzel hediyesi gelmişti. Onunla neler yapacaklarını planlamıştı 9 ay boyunca. Sevinçlerini ve üzüntülerini onunla paylaşmıştı an be an. Müzik dinlemişlerdi beraber, arada bir kaçamak dans etmişlerdi. Alışveriş yapmışlardı çılgınca. Kitap okumuşlardı gözleri yorulana dek. Tepki vermişti arada tekmeleri ile. Minik kalbini dinlemişlerdi doktor ziyaretlerinde. Ağrı mı? Ağrı vız gelirdi.

-“Annemiz uyanmış mı? “

Hemşire hanım küçük bir arabanın içinde getirmişti bebeğini. Kalbinin hızla çarpışına engel olamıyordu bir türlü. O da heyecanlı mıydı acaba kendisi gibi? Ağlıyordu ikisi de. Kucağındaydı şimdi. Ayrılmamacasına. Ölünceye dek birlikte olmak istercesine. Minik kulaklarına ilk fısıldayışıydı.

-“Hoşgeldin bebeğim!”.
Yazan ve Çizen : Sammy

Pazartesi, Ağustos 27, 2007

Ayrılık

Rüzgar okşadı dalgalı saçlarını,
Hoş bir leylak kokusuydu etrafı saran,
Çınar ağacının kucakladığı bedeni,
Yılgındı,
Bitkindi,
Hissizdi.

Zihnini tırmaladı kulağındaki melodi,
Radyodaki kadın sesiydi bağıran,
Denizin derinliklerindeydi gözleri,
Buğuluydu,
Yorgundu,
Donuktu.

Dayanılmaz bir hüzün kapladı içini,
Ayrılık acısı bir kor gibi dağlayan,
Sevgiliden ayrılan elleri,
Narindi,
Sıcaktı,
Yalnızdı.

Yazan ve Çizen : Sammy

Cuma, Ağustos 10, 2007

Uçan Tavuk


"O gün gerçekten uçmak mı istemişti, yoksa rüzgarın itici gücü mü onu bu halının üstüne bırakmştı hatırlamıyordu.
Evinin kapısından karşı tepeye bakarken gördüğü manzara karşısında dehşete düştüğünü anımsadı en son. İçini bir hüzün kapladı.
-Nasıl olur bu? Nasıl bir canlı diğer bir canlıya bunu yapabilir?
Kapkaranlıktı tepe. Siyah renginin o kasvetli görüntüsü sarmıştı heryerini. Daha dün yeşil bir hırka giymemişmiydi. O rengarenk, yeşilin her tonunun olduğu hırkasını ne çok severdi. Hiç çıkarmazdı üstünden. Zorla, hunharca, canice yapılabiliyordu demek. Bir canlı bir canlıya...
Yaşayamazdı artık bu evde. Nasıl yaşardı? Hergün bu ölü manzaraya bakıp nasıl nefes alabilirdi.
Gitmek istedi, terkedip gitmek. Arkasına bakmadan, uçmak, uçmak, uçmak..............."
Yazan ve Çizen : Sammy

Çarşamba, Ağustos 08, 2007

Mavi Gözlü Zürafa



Salı, Ağustos 07, 2007

Renkler