Hoşgeldin Bebeğim

Etrafa yayılan mis kokunun onda yarattığı sarhoşluğun etkisiyle midir nedir gözlerini açamıyordu bir türlü. Odadaki kişilerin sesleri kulağını tırmalasa da neler konuşuluyor anlamıyordu. Ama teninde hissettiği bu yumuşaklığı fark etmemesi olanaksızdı. Zihninin vagonları onu uzun bir yolculuğa çıkardı o an. Zaman tünelinden koşar adımlarla geçti. O heyecanı duyduğu ilk dakikalardaydı şimdi.
-“Tebrik ederim hamilesiniz!”
Yanlış mıydı duydukları, yoksa çölde serap görmek gibi o da duymak istediklerini mi işitiyordu. Uzun zamandır beklediği bu anı yaşadığına şimdi inanamıyordu. 15 yıl dile kolay! Odadan çıkarken karşılaştığı her kişiye söylemek istemişti.
-“Benim de bir bebeğim olacak. Duydunuz mu? Benim de!”
Dışarıda yağan sağanak yağmur hiç böyle güzel görünmemişti gözüne. Ellerini açarak tüm damlaları tutmak, havayı içine çekmek, yaşama sevincini doya doya hissetmek istiyordu. Koşar adımlarla evine doğru ilerlerken eşine bu güzel haberi nasıl vereceğini düşündü.
- “Merhaba!”
İrkildi bu sesle. Odadaydı yine, bebeği yanında değildi. Ama mis kokusu hala havada dolaşıyordu. Doktoruydu gelen. Ağrılarının olup olmadığını soruyordu genç kadın. Ağrı mı? Olsa ne yazardı ki. Ona hayatının en güzel hediyesi gelmişti. Onunla neler yapacaklarını planlamıştı 9 ay boyunca. Sevinçlerini ve üzüntülerini onunla paylaşmıştı an be an. Müzik dinlemişlerdi beraber, arada bir kaçamak dans etmişlerdi. Alışveriş yapmışlardı çılgınca. Kitap okumuşlardı gözleri yorulana dek. Tepki vermişti arada tekmeleri ile. Minik kalbini dinlemişlerdi doktor ziyaretlerinde. Ağrı mı? Ağrı vız gelirdi.
-“Annemiz uyanmış mı? “
Hemşire hanım küçük bir arabanın içinde getirmişti bebeğini. Kalbinin hızla çarpışına engel olamıyordu bir türlü. O da heyecanlı mıydı acaba kendisi gibi? Ağlıyordu ikisi de. Kucağındaydı şimdi. Ayrılmamacasına. Ölünceye dek birlikte olmak istercesine. Minik kulaklarına ilk fısıldayışıydı.
-“Hoşgeldin bebeğim!”.





